|
Okan Üniv. Öğretim Üyesi Prof. Tolga Yarman" ışıktan daha
hızlı yayılabilen bir manyetik alan bulduklarını, bu keşfin Einstein’ın
“ışık hızı” teorisiyle çeliştiğini söyledi "
Okan
Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Tolga Yarman, bir süredir, çağdaş atom
kuramı ile, Einstein'ın Görecelik Kuramı'nın sonuçlarını birbirine
bağlamaya çalışıyordu. Bu çerçevede, "uzay", "zaman" ve
"kütlenin" bir ve yalnızca bir biçimde yapılanması gerektiğini ortaya
koydu. Prof. Yarman bu çerçevede, ancak, Einstein'ın Genel Görecelik
(Yerçekimi) Kuramı'nın sonuçlarına, Büyük Usta'nın izlediği yoldan
bambaşka bir yoldan (enerji korunumdan hareketle) ulaşıyordu. Farklı
farklı yollardan elde edilen sonuçlar, ölçüm aletlerinin yettiği
kadarıyla hemen hemen aynıydı, ama, "tam eşit" değildi. Örneğin Prof.
Dr. Yarman'a göre, kara delikler yoktu. Bu ilginç durum, 1999'da
Fransız NASA'sının (ONERA) dikkatini çekti. Hem Einstein'ın, hem
Yarman'ın sonuçlarının geçerli sayılması, mümkün görünmüyordu. ONERA
Araştırıcıları, aradaki küçük farkı ölçmek üzere, kolları sıvadılar,
ama eldeki aletlerin duyarlılığı, söz konusu sapmayı seçmeye, yetmedi.
ONERA, Prof. Yarman'dan, ilk elde akla gelenlerden başka deneyler,
düşünmesini, istedi. Prof. Yarman sonunda, Prof. Metin Arık ve Prof.
Vladislav Rozanov ile 2007'de Moskova'da gerçekleşen Physical
Interpretations of Relativity Theory, Konferansı'na, aradaki farkı
çarpıcı biçimde sergileyebilecek, öngörüler sundu. Yarman-Arık-Rozanov
öngörüsüne göre, dönen bir tepsinin ucuna yerleştirilmiş olacak,
örneğin nükleer bir saat, Einstein'ın Çağdaş Yerçekimi Anlayışı'nın ve
Evren Davranışbilimi'nin temeli sayılan öngörüsünün, işaret ettiği
katsayı kadar değil, bunun, yaklaşık iki katı kadar geri kalmak
durumunda olmalıydı. Dahası, gerçekten eğer öyleyse, Einstein'ın,
"yerçekimi etkisi" ile "ivmesel etkinin" aynı olduklarına dair, temel
varsayımına ihtiyaç kalmayacaktı... Bu bir tarafa, O'nun vazettiği
şekliyle, bu varsayım, enerji korunumu yasasını, ihlal ediyor olacaktı.
Bu olgu son toplamda, biliniyor olsa da, enerji korunumu yasasının mı,
yoksa Einstein'ın temel varsayımının mı, esas olarak, doğayla barışık
olduğu, bir sorunsal olmaya devam ediyordu.
Yarman-Arık-Rozanov'a
göre, Einstein salt harekete bağlı etkinin ötesinde, "tek başına"
ivmenin etkisini, göz ardı etmişti. Söz konusu sav ile Belarusya Devlet
Üniversitesi'nden Prof. Alexander Kholmetskii ve Arkadaşları,
ilgilendiler. Bir yıldan fazla bir zaman, deney hazırlıkları sürdü.
Nihayet geçtiğimiz günlerde, deneyler sonuç verdi; Einstein'ın öngörüsü
deneysel gözlemlerle hiç örtüşmüyordu. İvmeli harekette, ivmenin
etkisine bir tek yer değiştirme etkisi yetmiyordu; bunun yanı sıra,
münhasıran ivmenin etkisi, ayrıca dikkate alınmak gerekiyordu. Bu
gelişme uzantısında, neredeyse yüzyıldır, bir yanda atom dünyasına,
öbür yanda gökyüzüne dönük, farklı farklı çizgilerde gelişmiş
tasavvurlarımızın, nasıl olup da bir türlü bağdaştırılamadığı, önemli
ölçüde açıklık kazanmış görünüyor. Başka bir deyişle, beklenecek olduğu
şekliyle, esas olarak, gökyüzü atom gibi, atom ise gökyüzü gibi
davranıyor. Böylelikle madde ve kainat tasavvurumuz, benzersiz biçimde
bütünleşiyor, rahatlıyor.
"Prof.
Dr. Yarman'ın çalışmaları uzantısında gerçekleştirilen açılım, geçen
yüzyılın baştan yazılması sonucunu beraberinde getirebilecektir..."
Prof. Dr. Kholmestkii, böyle diyor. Yaklaşımın bir başka ilginç tarafı
şu ki, "etkileşme", bilindiği şekliyle "enerji alışverişi" yoluyla
olabileceği gibi, alışılmışın iyice tersine, "enerji alışverişi"
olmadan da olabilir, görünüyor. Eğer böyleyse, Einstein'ın ilk kuramı
olan, Özel Görecelik Kuramı ile herhangi bir uyum sorunu olmaksızın,
özellikle yerçekimsel ve elektriksel etkileşmeler (ki kainatın temelini
teşkil etmekteler), ışık hızından çok daha hızlı, hatta pratikçe sonsuz
hızda olarak gerçekleşebiliyor, görünüyor. Bu olgu başlı başına bir
çığır açabilecek gibi duruyor. Gerçekte anî denebilecek (bir anda
gerçekleşen) etkileşme, tuhaf biçimde, Çağdaş Atom Kuramı'nın işaret
edegeldiği bir olgu olmakla beraber, Özel Görecelik Kuramı ile
bağdaşmıyor olarak algılanıp, Einstein'dan başlayarak, göz ardı
ediliyordu. Başka bir deyimle, Prof. Yarman'la, Prof. Arık ve Prof.
Khometskii'nin açtığı yol, bağdaşmıyor gibi duran iki farklı disiplini,
sarmaştırmayı başarmış görünüyor.
kaynak:http://www.okan.edu.tr
|